Yekta Kara Röportajı

 

- Merhaba Yekta Hanım. Öncelikle, yaklaşık 2 yıldır SGM’nin sanat koordinatörlüğünü üstleniyorsunuz, bu nedenle de mezunlarımız sizi pek tanımıyorlar. Kısaca kendinizden bahseder misiniz?

 

Memnuniyetle. Opera Yönetmenliğine 1980 yılında başladım. O günden bu yana kesintisiz İstanbul Devlet Opera ve Balesi’nde çalışmaktayım. 1992–2000 yılları arasında kurumun Müdür ve Genel Sanat Yönetmenliği görevini üstlendim. Halen Başrejisör olarak yoluma devam etmekteyim. Bugüne dek yurt içi ve dışında pek çok eser sahneledim. Örneğin Saraydan Kız Kaçırma, Macbeth, Otello, Carmen, Sihirli Flüt,  v.b. gibi… Ayrıca Mimar Sinan Üniversitesi Devlet Konservatuarı Opera Ana Sanat Dalı’nda  Mimik-Rol ve Sahne dersleri vererek öğretim üyeliğine de devam etmekteyim. Aynı zamanda büyük bir coşkuyla SGM’nin danışmanlığını sürdürmekte, programlarını hazırlayarak etkinliklerin gerçekleştirilmesini sağlamaktayım.

 

- Sabancı Üniversitesi Gösteri Merkezi ile çalışmalarınıza ne zaman başladınız?

 

SGM’ ye 2,5 yıl önce başladım. 2004 Haziran’ında açılış aşamasında  da SU ile birlikteydim, ancak 2005 Şubat ayından bu yana çalışmalarım süreklilik kazandı. SGM programlarının hazırlanıp sunulmasının yanısıra bu merkezin geniş kitleyle buluşması, gösteri merkezleri arasında farklı bir kimlik kazanması için de çaba harcıyorum. SGM’nin geliştirilmesi, yurt içinde ve dışında tanıtılması da elbet sorumluluklarım arasında yer almaktadır.

 

- SGM ‘yi nasıl tarif edebiliriz?

 

Tek cümle ile ifade etmem gerekirse şöyle söyleyebilirim; “Sanatçı olarak beni çok heyecanlandıran bir mekân”. Öncelikle şunu belirtmeliyim: İstanbul’da yıllardır gerek özel tiyatro grupları, gerekse ödenekli tiyatrolar hep mekân sıkıntısı yaşamış, oyunlarını rahatça sergileyecekleri uygun tiyatro binalarına bir türlü kavuşamamışlardır. Bu sıkıntıların yaşandığı bir dönemde, üstelik varolan yapıların yıkılmasının gündeme geldiği bir süreçte SU’nin Güzel Sanatlar Fakültesi olmamasına rağmen bütçe ayırıp, emek verip büyük titizlikle böyle güzel ve mükemmel bir bina inşa etmesini büyük hayranlıkla karşıladım.

 

Üstelik bu yapının üniversite bünyesinde, özellikle gençlerin düşünülerek açılmış olması, kanımca SGM’ yi daha da önemli kılıyor. Ürettiklerimden de anlaşılacağı üzere, bugüne dek yaşantımın hep iki ana ekseni oldu: EĞİTİM ve SANAT.  İşte SGM’nin, kişisel olarak önemsediğim bu iki temel unsuru bir araya getirmesi beni çok mutlu etti. Sanat ve Gençliği harmanlayan bir yapıya sahip olması benim açımdan son derece heyecan verici.

 

Ana hedef kitlemiz “bütün gençler ve öğrenciler”. SGM, Kampus içerisinde yaşayanlar için mükemmel bir fırsat. Bilindiği üzere, SU zor bir üniversite, öğrencilerimizin yoğun ve yorucu bir gün sonunda programlarına birkaç saatliğine ara vererek güzel bir oyun seyretmeleri, ya da konser dinlemeleri onları hem dinlendirmekte, hem de yeni açılımlar kazanmalarını sağlamakta. Üstelik bu hizmet ayaklarına kadar getirildiği için özel olarak bir yere gitmelerine de gerek kalmamakta.

 

Ayrıca tiyatroya hiç gitmemiş ve sahne sanatlarını izleme olanağı bulamamış  çocuklara yönelik de ayda bir sunduğumuz çocuk programlarımız bulunmaktadır. 2010 İstanbul Avrupa Kültür Başkenti kapsamında yeni bir projeye imza attık. Yetenekli  çocukları SGM’ de Drama ve Müzik alanında eğiteceğiz ve 2010’da SGM’ de kendi etkinliklerini sunma imkânı yaratacağız. Böylelikle sahne üstünde kendilerini ifade etmelerini sağlayarak imkânı olmayan yetenekli çocuklarımıza fırsat yaratmış olacağız.

 

 

- SGM Bilet Fiyatlarının ekonomik olmasını nasıl açıklayabiliriz? SGM’ deki hedefiniz nedir?

 

SGM etkinliklerinin bilet fiyatları SU Öğrencileri için 2 YTL’dir. Elbet ticari amaç gütmüyoruz. Ancak her hizmetin bir bedeli olduğuna inandığım için gösteriler ücretsiz değil, dolayısıyla sembolik bir rakam uygulanmaktadır. Tahmin edebileceğiniz gibi, dışarıda bu tür gösterilerin bilet ücreti ortalama 50 YTL civarındadır.

 

Özellikle belirtmek isterim ki, SU öğrencileri için bu da eğitim sürecinin önemli bir parçası. Etkinliklerin seçimi, kuyruğa girip bilet almak, gösteri öncesi zamanında  gelmek gibi…Amacımız, her öğrenciye, bir başka deyişle her beğeniye hitap edebilecek, kendi türünün en kaliteli örneklerini sunabilmektir. Örneğin Sema Gösterisinin  yanısıra Klasik bir konser, Tiyatro oyununun yanısıra Pop veya Rock Konseri izlemek mümkün. Bizim için tayin edici olan KALİTE. Çünkü türü ne olursa olsun sunduğumuz etkinliklerin tümünün Sabancı Üniversitesi’ne ve öğrencilerimize yaraşır nitelikte olması gerekmektedir. Bu nedenle programlarımızda sıradan örneklere asla yer vermedik ve tekrara düşmedik.

 

Sizinle hoş bir anımı paylaşmak isterim. Mezuniyet aşamasında öğrencilerimizden biri ile sohbet ediyorduk. Kendisi, ilk kez SGM’ de tiyatro izleme keyfini aldığını, bu alışkanlığı kazandığını,arkadaşlarıyla İngiltere’ye gittiğinde bile hepsini örgütleyip onları ilk iş tiyatroya, müzikallere götürdüğünü anlattı. Bunu duymak beni gerçekten çok mutlu etti. Doğru yolda olduğumuzun, amaca yönelik çabaların boşa gitmediğinin kanıtıydı bu.

 

Çünkü SU öğrencilerinin, eğitimlerinin bir parçası olarak edindikleri ve hayatları boyunca sürdürecekleri  sanatla ilişki kurma alışkanlığını kazanmaları bizim için temel mesele. İleride, hangi meslekten olurlarsa olsunlar, yaşamlarına farklı bir boyut katacak olan SANAT onlara yaşam coşkusu aşılayacak, beğenilerini değiştirecek, yaratıcılıklarını besleyecek, yoğun iş temposunda nefes almalarını, kendilerine zaman ayırmalarını sağlayacak.

 

Evet,’’Sanata zaman ayırın’’ diyoruz, çünkü yaşamı güzel kılan, sıradanlığı aşıp dünyaya farklı gözlerle bakmanızı sağlayan sanattır.

 

 

- SGM’nin Fiziki olarak kapasitesi, sahne özellikleri gibi hususlarından bahsedebilir misiniz?

 

Tabii ki..Bina teknolojik açıdan üstün niteliklere sahip bir salondur. Binamız 912 kişilik oturma kapasitesine sahiptir. Geniş fuayesinin yanısıra açık havada da hizmet verebilecek bir alana sahiptir. En önemlisi, ülkemizde çok az sayıda var olan orkestra çukuru mevcuttur.. Dekorları doğrudan arka sahneye alabilme imkânına sahip,Türkiye’deki ender tiyatro binasıdır. Ayrıca geniş bir kulisimiz,donanımlı soyunma ve dinlenme odalarımız ile sanatçılara gösteri öncesi sıcak yemek servisi sunabileceğimiz özel mekanımız bulunmaktadır.

 

Diğer teknik donanım ile ilgili bilgilere  http://sgm.sabanciuniv.edu/tr/  web sitemizden ulaşabilirsiniz.

                                                             

- SGM’ ye dışarıdan yapılacak aktivitelere kiralama sistemi var mıdır?

 

SGM kendi etkinliklerimiz dışında kalan günlerde dışarıya da hizmet vermektedir. Rezervasyon sistemi ile çalışmaktayız. Özellikle hafta sonları kiralayabiliyoruz. Şirketler kendi çalışanlarına yönelik etkinlik düzenleyebilirler. Kongre, panel, seminer veya reklâm film çekimleri yapmak olasıdır. Fuaye alanı geniş ve aydınlıktır, üstelik yemekli organizasyonlara da imkân tanıyan bir mekândır.  Ayrıca binanın önünde açıkhavada, gölet başında hoş organizasyonlar gerçekleştirmek mümkündür. Çok geniş bir park alanı mevcuttur. Gösteri Merkezimiz benzerlerinden çok daha uygun fiyatlara kiralanmaktadır. Ulaşım için de SU servis hizmetlerinden yararlanılabilmektedir.

 

- Türkiye’de Opera ve Bale genelde marjinal kalmış bir alan olarak gözüküyor. İşin içinde biri olarak, Türkiye’de Opera ve Baleye ilgi ne düzeyde? Geleceğini nasıl görüyorsunuz?

 

Opera ve Bale’nin geçmişi ülkemizde sadece 50 yıl gibi kısa bir süreye dayanmaktadır. Her ikisi de bizim geleneksel sanatımız değil, ancak insanlık tarihinin çok önemli birer kültür mirası. Kurumsallaşma açısından yarım yüzyıl gibi sınırlı bir zaman diliminde, gerek eğitim, gerekse profesyonel kurumlar açısından ülkemizde Opera ve Bale uluslararası düzeye taşınmış durumdadır. Bu kurumlar opera ve bale sanatlarının yaygınlaşmasında çok etkili olmuşlardır.

 

Öte yandan popüler kültürün egemenliğine karşın gençlerin beğenisini kazanacak, çağdaş, atılımcı, çarpıcı, ilginç prodüksiyonlar yapmamız gerekiyor. Repertuvarda da, daha önce oynanmamış, ilgi çekecek örneklerin sunulması ve her açıdan kalitenin yakalanması zorunlu.

 

Geçmişteki bir deneyimimi sizinle paylaşmak isterim; Richard Strauss’un ‘’Salome’’ operasını seyircimize sunmak üzere programa almıştık. İzleyen açısından zor bir opera olduğu malum. Bu nedenle meslektaşlarım uyarmıştı beni, kimse gelmez, diye. İstanbul’da ilk kez oynanmasına rağmen her şeyiyle çok başarılı bir prodüksiyon çıktı ortaya. Kapalı gişe oynadık, hatta yurt dışından davet alıp Danimarka’ya turneye gittik. Bu aklıma gelen örneklerden sadece bir tanesi.

 

Sahne sanatları tüm dünyada kendini yeniliyor. Bu tempoya kurumlar olarak ayak uydurmamız gerekiyor. Çağdaş çizgiyi yakalarsanız bu anlamda başarıya da ulaşırsınız.

 

Sahne sanatlarının çağdaş çizgisi derken, değişik dönemleri yansıtan örneklerden hangilerinin seyirciye daha ilginç gelebileceğini kestirip çok yönlü bir repertuvar yapmayı, reji, dekor, kostüm bağlamında da çağdaş bakış açısına yer vererek farklı anlayışları, yorumları içeren prodüksiyonların seyirciye sunulmasını anlıyorum.

 

 

- Sabancılı öğrencileri, sosyal anlamda değerlendirecek olsanız. Ne gibi eksikler bulurdunuz?

 

SGM  Sabancı öğrencilerinin hayatında yeni bir olgu. Henüz 2,5 yaşında. İlk zamanlar tanınmıyordu, bilinmiyordu, o nedenle de ilgi azdı. Öğrencilerimiz odalarında laptopları ve dersleri ile iç içeydi. Kısa süre sonra gördüm ki, çok daha sosyalleştiler. Şimdi artık sadece izleyici değil, katılımcı da olmak istiyorlar. Birçok şeyi birlikte kotarıyoruz. Bilet satışlarında, fuayede, kuliste, çeşitli alanlarda bizimle birlikte çalışmak istiyorlar. 

 

Ayrıca SU’ de pek çok kulüpler var. Sahne sanatlarına yönelik öğrenci kulüpleri kendi etkinliklerini hazırlıyorlar ve biz de onların eserlerini sahneliyoruz. Örneğin “Gözlerimi Kaparım Vazifemi Yaparım / Sekiz Kadın”,’’Avam Garde’’ ve Müzikus’un değişik etkinlikleri gibi… Öğrenci kulüpleri ile işbirliği yaparak onların prodüksiyonlarını da programa alıp duyurularımızda yer veriyor, tanıtımlarına katkıda bulunuyoruz. Profesyonel mekânda böylece müthiş bir deneyim kazanıyorlar. Seyirci ile buluşuyor, kendilerini farklı şekillerde ifade edebilecekleri bu mekanda yeni açılımlar kazanıyorlar.

 

Uzun vadede hedefimiz , kendi prodüksiyonlarımızı da yapabilmek. Tekrar ediyorum. Tiyatro bölümü olan bir üniversitede bile böyle mekân yok. SU’de ise bu alanda eğitim verilmemesine rağmen harika bir sahnemiz, salonumuz var.

 

- SGM’ de hayal ettiğiniz faaliyetler var mı? Keşke SGM’ de şöyle bir organizasyon yapsak dediğiniz oluyor mu? Biraz SGM’nin geleceğine dair ipuçları verebilir misiniz?

 

İstanbul çok büyüdü. Anadolu yakasında  SGM’ye büyük işlev düşüyor. Etkinlik sayımızı artıracağız. Çok yakın bir gelecekte bu bölgede yerleşim alanı genişleyecek ve tek adres biz olacağız. Amacımız çevremize de kültür-sanat hizmeti sunabilmek.

                                                

En büyük arzum yurt dışından gelecek  eserleri de seyirciyle, öğrencilerimizle buluşturabilmek. Ancak şu an böyle bir bütçemiz mevcut değil. Gerçi Vaksa ile Devlet Tiyatroları’nın işbirliği sonucu Adana’da gerçekleşen Uluslararası Tiyatro Festivali kapsamında yer alan yabancı oyunları biz de İstanbul’da seyircimize sunuyoruz. Ama hedefimiz sadece tiyatro ile sınırlı kalmayıp her dalda yurt dışından etkinlik getirtebilmek.

 

Diğer hedefimiz kendi prodüksiyonlarımızı yapabilmek. Bir de, daha önce bahsettiğim, çocuklara yönelik başlattığımız projemizde çocuk sayısını artırmak ve  süreklilik sağlamak gibi bir amacımız var.

 

 

- Malum bu bülteni SÜMED hazırlıyor. Mezunlara iletmek istediğiniz bir mesajınız var mı?

 

Mezunlarımızın aidiyet duygusunun ne kadar güçlü olduğunu biliyorum. Bize de sahip çıkmalarını istiyoruz. SGM’ yi çevrelerinde duyurabilirler, kiralama konusunda destek olabilirler, gelip etkinliklerimizi izleyebilirler.

 

Gereksinim doğduğunda öncelikle bizi hatırlamalarını dilerim. Bilet ücretlerinin son derece düşük tutulması nedeni ile SGM’ye ek gelir sağlayacak, bütçemize destek olacak kiralama konusunu göz ardı etmeyeceklerini umuyorum.

 

LÜTFEN Bizimle bağlarını koparmamalarını rica edeceğim.

 

Teşekkürler.

 

 

Mine Göknar (SUMED)

 

Eylül 07