|
Elazığ’dan Notlar
Nerden çıktı şimdi bu Elazığ notları demeyin. Bir iş gezisi sayesinde görme fırsatı bulduğum Elazığ hakkında birşeyler yazmayı planladım. Elazığ seyahatinden sonra gördüklerimi ve izlenimlerimi, Elazığ’lı mezun arkadaşlardan gelen bilgileri de derleyerek sizlerle paylaşmak istedim. Resimler ve kaynak bilgi için Pelin Gülbay’a teşekkür ederim. Belki bir gün SÜMED olarak Elazığ’a yolumuz düşer. :)
“Yüzyıllar boyu çeşitli medeniyetlerin yaşadığı Anadolu topraklarının tarihi geçmişi içerisinde önemli bir yerleşim merkezi olan Elazığ, tarihi eserleri, doğal güzellikleri, son derece gelişmiş ulaşımı, haberleşme imkanları, sağlık merkezleri, ülkemizin önemli barajları arasında yer alan Keban Barajıyla, Hazar Golüyle, doğa harikası Buzluk Mağarasıyla, dini turizm açısından önem taşıyan türbeleriyle, kaplıca ve içmeceleriyle, zengin folkloruyla, Türkiye'nin Turizm endüstrisine katkıda bulunabilen, Doğu Anadolu'nun en çok gelişen ve en büyük şehirleri arasında yer alan ve Türk turizmine kaynak teşkil eden önemli illerimizden biridir.” (Elazığ’da Kültürel Turizm, Fulya Gülbay)
Duyduklarınızı, gördüklerinizi, okuduklarınızı bir kenara bırakın. Gözünüzü kapatın ve hayal edin. Bu şehri kendi duyularınızla algılamaya çalışın. Yeşilin az olduğu, suyun yumuşattığı karasal iklim koşullarını düşünün. Rüzgarın sesini ve sessizliği dinleyin. Kasım ortasında bile parlayan güneşin netleştirdiği masmavi gökyüzüne bir bakın. Karasal iklim koşullarına Keban Barajı’ndan sonra kafa tutan bu şehir, yeşile hasret görünsede bir o kadar verimli topraklara sahipmiş aslında. Baraj gölünden sonra iklimler değişmiş, daha bir ılıman hale gelmiş. Uçsuz bucaksız çorak toprak görüntüsüne aldanıp da Elazığ’ın kurak bir yer olduğunu söylemek haksızlık olur. Söylenenlere göre kazmayı vurduğunuzda neredeyse her yerden su çıkıyormuş.
“Elazığ(Harput)ve çevresi çok eski bir yerleşme bölgesidir. Yöre hakkında ilk yazılı belgeler M.Ö.2000 yıllarına rastlar. Ancak 1967 yılında Keban Barajı'nın yapımı nedeniyle oluşacak olan göl sahasında yapılan arkeolojik kazı ve etnografik araştırmalardan elde edilen buluntular , yörenin paleolitik (eski taş)devrine ulaşan bir iskan sahası olduğunu ortaya çıkarmıştır.” (Elazığ’da Kültürel Turizm, Fulya Gülbay)
Tarihi ve kültürel dokunun içiçe olduğu Elazığ’da gelmiş geçmiş tüm medeniyetlerin izlerini görmek mümkün. Tarihin cömert davrandığı Elazığ’a tepeden bakmak için mutlaka Harput’a çıkmalısınız. Tipik Elazığ müze evini de görülmesi gerekenler listenize muhakkak dahil etmelisiniz.
Tabi ki, Elazığ’ın yemeklerine söz söylemeye gerek yok. Muhakkak yöresel tatları denemelisiniz. Üniversite yıllarında Elazığlı oda arkadaşım hep yediği kırmızı etlerin tadını beğenmediğini söylerdi. Kendisine Elazığ’da etin tadına baktıktan sonra hak verdim. Kesinlikle Elazığ’da yediğim etlerin tadı bir başkaydı diyorum artık.
Hepimizin ‘cevizli sucuk’ olarak bildiği şeye Elazığ’da ‘orcik’ deniliyor. Hangisi daha güzel diye soracak olursanız, benim tercihim orcik. :)
“Orcik “ Bağ bozumu sırasında yapılır. Üzümden elde edilen şıranın birçok işleme tabi tutulmasından sonra elde edilen bulamaca, önceden iplere dizilen ceviz içlerinin birkaç kez batırılıp yeterince kurutulmasıyla hazırlanan ve uzun kış gecelerinin değişmez ikramı olarak sunulan orcik, ilimizden dost ve akrabalara gönderilecek en güzel hediyedir. Damak zevkinin tatlı bir yansıması olan bir dolak orcikle bazen Elazığ'ın adı birlikte anılır.
“Orcik Şekeri” Sadece Elazığ'a has olan orcik şekeri, bilinen toz şekerin suda kaynatılarak belli bir kaynama derecesinde özel bir şekilde yapılan işlemler sonunda, katılaşma aşamasına gelen şekerin içerisine ceviz içinin konulması suretiyle elde edilir. (Elazığ’da Kültürel Turizm, Fulya Gülbay)
Üzümden söz açılmışken ‘Öküzgözü üzümü’ ve ‘Buzbağ Şarabı’ndan bahsetmemek olmaz.
“Öküzgözü Üzümü ve Buzbağ Şarabı” Elazığ, Doğu Anadolu Bölgesi'nin en fazla çeşitte ve kalitede üzüm yetiştiren şehridir. Yetiştirilen üzümler, cins ve kalite bakımından çok çeşitlilik arz eder. Yöre insanı çok sayıdaki üzüm çeşidini değişik isimlerle adlandırmıştır. ilin önemli ürünleri arasında bulunan üzüm üretimi son derece gelişmiş olup, özellikle yörede yetiştirilen Elazığ bağlarının hem göze hem de damağa hitap eden öküzgözü ve boğazkere üzümlerinden yapılan BUZBAĞ ŞARABI Avrupa ve iç pazarda büyük bir beğeni toplamış ve düzenlenen yarışmalarda hemen hemen her yıl altın ve gümüş madalyalar ile ödüllendirilmiştir İl ekonomisine önemli katkı sağlayan Şarap Fabrikası 1996 yılında çeşitli değişiklikler yapılarak yeniden düzenlenmiş ve bu yeniden yapılanma, şarabın ihraç ürünleri içerisindeki yerini geliştirmiştir. (Elazığ’da Kültürel Turizm, Fulya Gülbay)
BUZLUK MAĞARASI
Buzluk mağarası, jeomorfolojik yapısı nedeniyle burada gerçekleşen klimatolojik şartlar ve hava sirkülasyonu özelliğinden dolayı yaz ayları içinde doğal olarak tabakalar, sarkıt ve dikitler halinde hatta bazı kısımlarında bal peteğini andıran buz tabakaları oluşturmaktadır. Kış aylarında ise tam tersine içerisinde sıcak hava oluşmaktadır.
Mağaranın tarihinin, Harput’un tarihi kadar eski olduğu, Harput’un ilk sahipleri olan Urartular dönemine kadar uzandığı salnamelerden bilinmektedir. 1990 yılında merdiven basamakları ve aydınlatılması yapılan mağara, Türkiye’de gezilebilen on mağara arasında yer almaktadır. Buzluk Mağaraları, çevresinin doğal güzelliği yanında tarihi Harput beldesinde bulunması, tarih ve doğanın iç içe bulunduğu nadir turistik yörelerimizden biridir. Yılda yaklaşık 15-20 bin kişi mağarayı gezmektedir.
ULU CAMİ
Harput’ta Artuklu Hükümdarı Fahrettin Karaaslan tarafından H.551 (M.1156-1157) yılında yaptırılan camii, Anadolu'daki en eski ve en önemli yapılardan birisidir. Cami; dikdörtgen planlı, dışa kapalı görünümlü olup, minaresinin eğri durumda oluşu ve tuğlalarının süsleme öğesi olarak kullanılması bakımından ilgi çekicidir. Harim son cemaat ve avlu olmak üzere üç bölümden yapılmıştır. Caminin iç duvarları kemerlerle birbirine bağlanmıştır. Cami halen ibadete açıktır.
Behiye Bilgin (ECON’05) |
|
Aralık 06 |